Renkler ve pigmentler arasındaki fark nedir?


cevap 1:

Bazen insanlar bu iki kelimeyi, boya ve pigmenti değiştirebilirler.

Bu ikisine farklı olarak bakmanın bir yolu, rengin bir sıfat olduğu ve pigmentin bir isim olduğu:

Renk, görünür ışık spektrumunun hangi kısmının yansıtıldığını açıklayan bir nesnenin özelliğidir. Işık bir nesneden gözümüze sıçrar ve beynimiz girişi işler ve rengi kırmızı, mavi, yeşil vb. Olarak yorumlar. Pigmentler başka bir şeyin rengini değiştirmek için kullanabileceğimiz malzemelerdir (renklendiriciler).

Örneğin, bir kağıt parçası sarı olarak sınıflandırılan dalga boyu aralığındaki ışık dalgalarının her dalga boyunu emiyorsa, kağıdın rengi sarı olarak algılanır. Sülfürden sentezlenen parlak mavi renkli bir toz olan Fransız ultramarin pigmentini alabiliriz, bir boya bağlayıcısıyla karıştırabilir ve kağıda uygulayabiliriz. Kağıdın rengi artık mavi olarak algılanıyor çünkü üzerindeki boya, dalga boylarının mavi aralığında ışığı yansıtıyor.

Not 1 - Renk karıştırma, çıkarıcı renk modelinde (boyalar, baskı, pigmentler, nesneler) ve ek renk modelinde (bilgisayar ekranları gibi ışık renkleri veya renkli ışığı doğrudan gözünüze parlatırsanız) farklı çalışır.

Not 2 - Renk nedir, kısa cevabımın adalet yapmadığı karmaşık ve büyüleyici bir konudur.


cevap 2:

Renk kelimesinin 3 farklı anlamı vardır. En yaygın kullanılan yorum kırmızı, mavi, sarı, beyaz ve siyah gibi görsel duyumlardır. Bu duyumlar, yalnızca öznel olarak algıladığımız zihin tarafından üretilen gerçeklik modelinde vardır. Evet, vücudumuzun dışındaki dünyayı görmüyoruz, o dünyanın zihinlerini temsil ettiğini görüyoruz.

Bu bizi ikinci renk yorumuna, yani dalga boyuna getiriyor. Görmenin çalışma şekli, gözlerimiz nesnelerden gelen ışığı algılar ve beynimiz o nesnenin sanal bir temsilini yaratır. Böylece gözlerimizin algıladığı ışığın rengi (dalga boyu), bir nesneyi veya maddeyi algıladığımız rengi (görsel duyum) belirler.

Bu bizi rengin üçüncü tanımına, yani pigmente getirir. Pigment, belirli ışık dalga boylarını yansıtmasına veya emmesine neden olan maddelerin bir özelliğidir. 700nm ışık dışındaki tüm dalga boylarını emen bir nesnenin kırmızı bir pigmenti vardır. 700 nm dalga boyuna sahip kırmızı ışık, nesnenin zihin modelini belirli bir görsel duyuma sahip olarak algılamamızı sağlar. Aklımızda, nesne kırmızı görünüyor.

700 nm ışığın yokluğunda, aklımızda kırmızı bir nesne siyah görünür. Böylece, mavi ışık altında (dalga boyu) kırmızı bir balon (pigment) siyah görünür (görsel duyum).

Bunun mevcut anlayışınızla eşleşmeyebileceğini anlıyorum, ancak gerçekleri araştırın ve bunun% 100 doğru olduğunu göreceksiniz.


cevap 3:

Renk kelimesinin 3 farklı anlamı vardır. En yaygın kullanılan yorum kırmızı, mavi, sarı, beyaz ve siyah gibi görsel duyumlardır. Bu duyumlar, yalnızca öznel olarak algıladığımız zihin tarafından üretilen gerçeklik modelinde vardır. Evet, vücudumuzun dışındaki dünyayı görmüyoruz, o dünyanın zihinlerini temsil ettiğini görüyoruz.

Bu bizi ikinci renk yorumuna, yani dalga boyuna getiriyor. Görmenin çalışma şekli, gözlerimiz nesnelerden gelen ışığı algılar ve beynimiz o nesnenin sanal bir temsilini yaratır. Böylece gözlerimizin algıladığı ışığın rengi (dalga boyu), bir nesneyi veya maddeyi algıladığımız rengi (görsel duyum) belirler.

Bu bizi rengin üçüncü tanımına, yani pigmente getirir. Pigment, belirli ışık dalga boylarını yansıtmasına veya emmesine neden olan maddelerin bir özelliğidir. 700nm ışık dışındaki tüm dalga boylarını emen bir nesnenin kırmızı bir pigmenti vardır. 700 nm dalga boyuna sahip kırmızı ışık, nesnenin zihin modelini belirli bir görsel duyuma sahip olarak algılamamızı sağlar. Aklımızda, nesne kırmızı görünüyor.

700 nm ışığın yokluğunda, aklımızda kırmızı bir nesne siyah görünür. Böylece, mavi ışık altında (dalga boyu) kırmızı bir balon (pigment) siyah görünür (görsel duyum).

Bunun mevcut anlayışınızla eşleşmeyebileceğini anlıyorum, ancak gerçekleri araştırın ve bunun% 100 doğru olduğunu göreceksiniz.